21/5/2008

>> Bayıldım ben bu Doktora:)))

 S: Kardiyovasküler eksersizlerin hayatı uzattığını duydum, doğru mu? 
C: Kalbinin ömrün boyunca atacağı sayısı bellidir, hepsi bu işte... Eksersizle bu sayıyı yeme. Herşey zamanla eskir.Kalbini hızlandırmak hayatını uzatmıyor; Bu, arabayı hızlı kullanınca ömrü de uzar demek gibi birşey. Uzun mu yaşamak istiyorsun ? O zaman uyu
.
S: Eti bırakıp daha fazla meyve ve sebze mi yemeliyim ? 
C: işin özünü yakalamalısın. inek ne yer ? Saman ve mısır. Bunlar ne ? Sebze.. O zaman bonfile yemek sebzenin vücuda en uygun kazandırılma mekanizmasıdır. Hububat mı yemek istiyorsun, Piliç ye. Yeşillik mi istiyorsun, biftek ye. Domuz bile tüm sebze ihtiyacını karşılar.

S: Alkolü azaltmam mı lazım ?
C: Asla, şarap üzümün suyudur, Brandi damıtık şaraptır, daha özlüdür, Bira tahıldır,kafana dikebilirsin Q:
S: Vücut yağ oranımı nasıl hesap etmeliyim ?
C: Bir gövdeniz ve yağınız varsa oran bire birdir. iki gövdeniz bir yağınız varsa ikiye birdir, bunun gibi
Q: What
S: Düzenli Jimnastiğe devam etmenin faydaları nedir ? 
C: Bir fayda bile düşünemiyorum. benim mantığım; ağrı yoksa.. herşey yolunda!

S: Kızartmalar kötü müdür ?
C: SEN BENİ DİNLEMİYORSUN GALİBA !!! Yiyecekler nebati yağda kızartılıyor. hatta yağa doyuyor. Daha fazla bitkisel gıdanın neresi kötü .
S: Çikulata benim için kötü müdür ?
C: Deli misin, HEY. Kakao tanecikleri ! Yani, Başka bir cins bitkisel gıda !!!.   çevredeki en mükemmel tat verici yiyecek
.
S: Yüzmek formum açısından iyi midir ?
C: Yüzmek formun açısından iyi olsaydı, Balinayı bir düşünsene..
Umarım bu açıklamalarla yiyecekler konusunda kafandaki tüm  karışıklıklar netleşmiştir..
Ve Unutma :
Hayat , mezara en çekici ve düzgün formla gidilecek bir seyahat değildir. Aksine, yalpalaya yalpalaya, bir elde Chardonnay şarap, diğerinde çikulata, vücut bitmiş tükenmiş halde ama çığlıklarla : Wooo, Hooo ne seyahatti be !....

19/5/2008

>> Sobelendimmm...

Sevgili arkadsaşlar,yine sobelendim:)))    Bu defa dostum www.annekedi.blogcu.com tarafından.Kendisine teşekkür ederim.Vee başlıyoruumm.Her dafasında başka oluyor aklıma gelenler:)))

A.)Ahmet...sevgili eşimin adı.

B.)Beyaz...en sevdiğim renk.Bütün renkleri severim ama            beyazın yeri ayrıdır.

C.)Cesaret...okulda cesaret mi,silah mı konulu bir kompozisyon hazırlamıştım.Tabiiki cesaret...silah ise cesareti olmayanlara özgü.Yanlış anlaşılmasın...benim de silahım var ama köyde yaşadığım ve sık sık yalnız kaldığım için,caydırıcı amaçlı).

D.)Deniz...Eylül'de gelecek olan torunumun adı...

     Dost.Biriktirmeye çalışıyorum.

E.)Eski dostlar...bütün dostlarım eskidir.Yenilerini de eskiteceğim inşallah:)))

F.)Fotoğraf...Zamanı ölümsüz kılan...Son zamanlarda-siz de biliyorsunuz-çok merak sardım.Herşeyin fotoğrafını çekiyorum:)))

G:)Gökhan.Avustralya'daki büyük oğlum.Canım.Burnumda tütüyor.

Ğ:)Yokkiiii...

H.)Hediye.Almayı da vermeyi de çok severim.En son,eşim kırmızı bir bisiklet hediye etti:)))

I.)Işık...huzur...aydınlık.

İ.)İskele.Denize iskeleden atlamayı çok seviyorum:)))

J.)Japonya'yı merak ediyorum.

K.)Kelimelerin gücüne inanırım.Tek bir kelime bile,insanın hayatını değiştirmeye yetiyor bazen.

L.)Laiklik...son zamanlarda hiç göremiyorum.

M.)Merak.Yerine göre faydalı,yerine göre zararlı.İnsanların hayatını merak edeceğime,hiç gitmediğim yerleri,denizin dibini,uzayı,dağların doruklarını merak ederim.

N.)Nostalji...bizim zamanımızda:)))ne güzel şarkılar vardı...

O.)Olumsuz düşünceyi sevmiyorum.Olumsuzluğu getiriyor muhakkak.

Ö.)Özgürlük...hani,nerede...hadi canım sende...

P.)Piyano.En sevdiğim müzik aleti.

R.)Romantizm...kim sevmez ki...

S.)Seyahat etmeyi çok seviyorum.Neresi olduğu önemli değil.Yeterki seyahate gideyim.

Ş:)Şirin olduğumu söylerler:)))

T.)Tarih okumayı seviyorum.

U.)Uçmak isterdim...kuşlar gibi özgür...

Ü:)Üşenmek...Hiç bir şey için üşendiğimi hatırlamıyorum.Atom karınca gibi olduğumu söylerler:)))

V:)Volkan'ım...küçük oğlumu tanıyorsunuz artık.Canım,canyoldaşım.

Y:)Yalnızlık...hem çok zor...hem de çok güzel.

Z.)Ziyafet.Akşama bahçede mangal ziyafetine bekliyorum...hadiiii...


                     bittiiiii:)))hehheee şimdi sıra bende....yeni arkadaşlarımdan...bilinen.blogcu.com...CANANN34...alpinch'i sobeliyoruumm...hadi bakalım,kolay gelsiinn...

19/5/2008

>> Ders...

Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yaşam
şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan aynı hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın  mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve 'Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı' dedi.
Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içine bakıyor ve gülümsüyordu.Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama küçük çocuğun yüzü de giderek soluyordu... Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora sordu :
'Hemen mi öleceğim ?' Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.

15/5/2008

>> Yine Temel...


MÜTHİŞ TÜRK AKLI !
Bir Türk, bir Amerikalı ve bir Alman birlikte saunaya gitmişler.
Bellerinde birer havlu saunada oturmuşlar ter atarlarken,
bip bip bip diye ses duyulmuş

Amerikalı, sağ eliyle sol koluna dokunup, 'Çağrı cihazım çaldı. derimin 
altında elektronik devre var da...' demis.
Aradan biraz zaman geçmiş, bu sefer bir cep telefonu çalmaya başlamış.

Bunun üzerine Alman, sol avuç içini kulağına götürmüş ve konuşmaya baslamiş. 
Görüşmesi bitince, Türk'e ve Amerikalıya dönüp,
Avcumun içinde cep telefonu devresi var da...' demiş.
 

Teknolojik olarak geri kalmayı gururuna yediremiyen Türk, 

 üff çok terledim biraz dışarıya çıkayım 'demiş ve dişarı çikmış. Birkaç dakika sonra
 geri döndüğünde poposunun arasından tuvalet kağıdı sarkıyormuş. 
Amerikalı ve Alman'ın kendisine garip garip baktığını görünce, 
 
-merak edilecek bir şey yok, Faks geliyo  da.. demiş
.


alıntı.

__._,_.___

14/5/2008

>> Bir babanın duası...

Zayıf olduğu zamanları bilecek kadar güçlü, korktuğunu kendisine itiraf edebilecek kadar cesur olsun; şerefli bir mağlubiyette mağrur ve dik kalabilsin; zaferde ise mütevazı ve ve şefkatli olabilsin.

Bana öyle bir evlat nasip etki Allah'ım,

Yapması gereken işler sadece birer arzu olarak kalmasın, seni tanıyan bir evlat olsun ve kendini tanımak bilginin temel taşı olduğunu bilsin .

Sana yalvarırım Allah'ım, onu kolay ve rahat yollarda değil, güçlüklerle savaşmanın zevkini duyacağı yollarda yürüt ki, fırtınalarda ayakta kalmayı, ayakta kalamayanlar için de sevgi ve şefkat duymayı öğrensin.

Bana öyle bir evlat nasip etki Allah'ım,

Kalbi temiz olsun, ümitleri yüksek... Öyle bir evlat olsun ki, başkalarına hükmetmeden önce kendine hükmetmesi gerektiğini bilsin, öyle bir evlat ki, geleceğe uzansın ama geçmişi unutmasın.

Ve bütün bunları ona verdikten sonra, yine yalvarırım Allah'ım, yine yalvarırım Allah'ım, ona gülebilme duygusunu ver ki, daima ciddi olduğu halde kendisini fazla ciddiye almasın, ona alçakgönüllülük ver ki daima gerçek büyüklüğün sadeliğini, gerçek zekanın açık sözlülüğünü, gerçek gücün şefkat ve yumuşaklılığını hatırlasın.

Ancak ondan sonra Allah'ım ben, babası !!!boşuna yaşamadım!!! diyebileyim.

celebiyizbiz.com'dan alıntı.

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->